‘Aşk hikayeleri’ Kategorisindeki Konular...

Ask ve fedakarlik, Gercek Ask Hikayeleri oku

ßirßirini cok seven bir çift trafik
kazası qeçirirler ve yatalak olurlar
aynı odada kalmakdadırlar erkek olan cam kenarında kadın olan ise
duvar kenarında yatmaktadırlar erkek camdan olanları kadına anlatmakla
kadın ise dinlemekle zaman qeçirmektedirler erkek kadına dışarıda olanları durmaksızın kadına anlatırmıs
ve erkek bu şekilde kızın sıkılmamsnı saqlamaktadır aslında öle olduqunu sanmaktadr
kız hastalıqınında etkisyle aksileşmiş hiç birseyden mutlu olmaz olmustur
zamanla erkeqi kıskanr ve keske ben cam yerinde olsaydm ve dışarıda olanları qörseydm der
artık kesinlikle onun yerinde olmak istemektedir..
bu ikilinin özel bir durumu vardır şok qeçirmeleri durumunda acil müdahele edilmesi qerekmektedr
yoksa hasta orada ölecektir şok anında hastanedikleri haberdar etmek için 2 sininde altında düqme vardır
eqer biri şoka qirerse diqeri düqmeye basarak müdahale edilmesini saqlıcaktır
ve birqün erkek yine dışarıda olanları ballandır ballandıra anlatmaktır..
kız yine suratı asık olanları kendi izlemek istemektedir ve duvar kenarında olduqu için de cok mutsuzdur
ve tam o anda erkek şok qeçirir kız tam düqmeye basıcakken durur ve düşünür düqmeye basmasam
ne kaybederim ki zaten yatalaqız biribirimize faydamız yokki uyuyordum derim herkese
hem o ölürse beni cam kenarına alırlar diye düşünür
ve basmaz düqmeye erkek ölür kız ise uyuduqunu ve düqmeye basamadıqını cok üzqün olduqunu söler
kendisini sevqilisinin yataqına qeçirmelerini onu kokusunu duymak istediqini söler
halbuki o dışarı izlemek ister hastane dekiler kızı erkeqin eski yataqına alır
kız dışarıyı izliyiceqi için cok mutludur erkek arkadasının öldüqünü coktan unutmustur bile
kızı cam kenarına alırlar ve dışarı çıkarlar kız odada yanlız kalmısdır
çok heycanlı bi şekilde dışarıyı qörmek için kafasını camdan uzatır ve qördükleri karsısında
şoka qirerek ölür…kız camdan baktıqından dışarıda hçbirşey olmadıqını yanlzca kap kara bi duvar
olduqunu qörür erkek arkadsı sırf onun canı sıkılmasn die kap kara duvara bakarak
qünlerce ona hikayeler anlatıyordu elinden qeldiqi kadar kızın canı sıkılmasn die
ancak kız arkadası bunun mukafatı olarak erkek arkadasının ölümünü qöze almısdı işde aşk budur…!

 

Ask Ve Gercekler nelerdir ?

Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı… Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu özelliği artık beni huzursuz ediyordu. İş ilişkiye gelince oldukça içli, hattâ aşırı hassas bir kadınım. Romantik anlara, küçük bir çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can atıyorum. Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle vurdum duymazlığı, evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı.
Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak istiyordum. Şaşkınlıktan gözleri açılarak ‘niye?’ diye sordu. ‘Gerçekten belli bir sebebi yok’ dedim, ’sadece yoruldum.’ Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte, sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne bekleyebilirdim ki! Sonunda sordu: ’seni caydırmak için ne yapabilirim?’ Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu. ‘İşte mesele tam da bu’ dedim. ‘Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim.’ ‘Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği benim için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına, hattâ ölümüne mâlolacak. Bunu benim için yapar mısın?’ Yüzümü dikkatle inceledi ve ‘Sana bunun cevabını yarın vereceğim’ dedi. Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu. http://askhikayeleri.ufoss.com/
Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da bir not bırakmıştı. ‘Sevgilim’ diye başlıyordu, ‘O çiçeği senin için koparmazdım’ Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim.
‘Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip çökerttikten sonra monitörün önünde ağladığında, onu tekrar düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım var.’
‘Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden, senden önce eve varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.’ !
‘Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu kaybettiğinden, yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım var.’ ‘ın her ayki ziyaretinde sebep olduğu, karnındaki krampları rahatlatabilmem için avuçlarıma ihtiyacım var.’
‘Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını dağıtmak, can sıkıntını hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikâyeler anlatabilmem için ağzıma ihtiyacım var.’ !
‘Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması kaçınılmaz olduğundan, yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem, saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilmem, merdivenlerden aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin – gençliğinde senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için gözlerime ihtiyacım var.’
‘Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o uçuruma gidip, o çiçeği senin için koparırım bir tanem.’
Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu. Göz yaşlarım mektuba düşüyordu.
‘Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften kapıyı aç canım. Çok sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum.’
Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi. Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O çiçeği uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim. Bu gerçek aşktı. İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız aşkın, seneler sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz. Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik değil… Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki yüzsüz… Ama hep oralarda bir yerdedir. Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için elbette gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek aşkın sütunu ebedi kalır. Hayat tam da böyle bir şeydir. http://askhikayeleri.ufoss.com/

Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı… Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu özelliği artık beni huzursuz ediyordu. İş ilişkiye gelince oldukça içli, hattâ aşırı hassas bir kadınım. Romantik anlara, küçük bir çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can atıyorum. Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle vurdum duymazlığı, evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı.Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak istiyordum. Şaşkınlıktan gözleri açılarak ‘niye?’ diye sordu. ‘Gerçekten belli bir sebebi yok’ dedim, ’sadece yoruldum.’ Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte, sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne bekleyebilirdim ki! Sonunda sordu: ’seni caydırmak için ne yapabilirim?’ Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu. ‘İşte mesele tam da bu’ dedim. ‘Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim.’ ‘Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği benim için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına, hattâ ölümüne mâlolacak. Bunu benim için yapar mısın?’ Yüzümü dikkatle inceledi ve ‘Sana bunun cevabını yarın vereceğim’ dedi. Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu.Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da bir not bırakmıştı. ‘Sevgilim’ diye başlıyordu, ‘O çiçeği senin için koparmazdım’ Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim.
‘Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip çökerttikten sonra monitörün önünde ağladığında, onu tekrar düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım var.’
‘Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden, senden önce eve varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.’ !
‘Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu kaybettiğinden, yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım var.’ ‘ın her ayki ziyaretinde sebep olduğu, karnındaki krampları rahatlatabilmem için avuçlarıma ihtiyacım var.’
‘Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını dağıtmak, can sıkıntını hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikâyeler anlatabilmem için ağzıma ihtiyacım var.’ !
‘Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması kaçınılmaz olduğundan, yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem, saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilmem, merdivenlerden aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin – gençliğinde senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için gözlerime ihtiyacım var.’
‘Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o uçuruma gidip, o çiçeği senin için koparırım bir tanem.’
Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu. Göz yaşlarım mektuba düşüyordu.
‘Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften kapıyı aç canım. Çok sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum.’Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi. Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O çiçeği uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim. Bu gerçek aşktı. İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız aşkın, seneler sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz. Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik değil… Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki yüzsüz… Ama hep oralarda bir yerdedir. Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için elbette gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek aşkın sütunu ebedi kalır. Hayat tam da böyle bir şeydir.

 

öLü Bir Kızın Cebinden Çıkan Aşk Mektubu ?

Seni Çok ÖzLedimÖyLe Yanıyorki Ruhum HasretinLe ßir An Seni Düşünmeden Edemiyorum
Sesine Hasret KaLdıM ßeni YanLız ßırakma Üşüyorum Tek ßaşıma YanLızLığın Verdiği Acı SensizLiğin Verdiği Hüzün ÖyLe Ağır GeLiyor Ki YüreğimeSimsiyah Gecenin
Derin KaranLığında Kayaya Çarpan ßüyük ßir DaLga Gibi Senin Hasretin Çarpıyor YüreğimeRuhumLa ÖzLüyorum SeniYüreğimLe SeviyorumGönLümde SakLıyorum Eşsiz ßir Hazine GibiKaLbimin DerinLikLerine Gömüyorum Sevgini Kimse ßiLmesin aLmasın DiyeSeni ßenden Ayırmasın Diye Korkuyorum aLacakLar
Seni ßendenÇekecekLer eLLerini eLLerimdenYüreğini GönLümden KoparacakLarSoğutacakLar
Seni ßenden DiyeÖyLe Seviyorum Ki Seni Sevgimin Sana Deyip Seni İncitmesinden Korkuyorum
Gecenin KaranLığında Meydana Çıkan GözLerin Sanki MasMavi Denizin Engin DerinLiklerinden ÇıkarıLan İki MükemmeL İnci Gibi ParLıyorßana O PırıL PırıL GözLerinLe ßaktığında Sanki Kapkara Hayatımın Üzerine ßir Güneş Gibi ParLıyor
GönLümün Eşsiz Hazinesine Son Veda Mektubu ….http://askhik